Posted On 2 Eylül 2014 By In Ka'ralamalar With 3090 Views

Neden olmasın ki, Soma’da bir komün?

Bir şeyler uzakta olunca daha çekici oluyor sanırım. Yani mesela İspanya’daki komün köyü önemseriz de; Ovacık’ta olanları çok da takip etmez bilmeyiz…

Şimdi benzer bir durum Van’da, Edremit’te yaşanıyor. MEGAM-DER – Van Mezopotamya Gençlik Araştırma Merkezi Derneği’nden bir grup genç 10 dönümlük bir arazide ‘Gundiler Komünü’ kurmuşlar. Arazinin 6 dönümlük kısmına kışlık turp ekeceklermiş. 2 dönümlük kısmında ise salatalık, biber, domates yetiştiriyorlar şu anda… Elde ettikleri ürünleri de çevrede yaşayan insanlarla paylaşıyorlarmış…

gundiler-komunu-alternatif-tarim-ispanya-komun-koyu

Gundiler Komünü – Edremit/VAN

Gençler şu ana dek 2.400 liralık mama ve 2.500 TL nakit para toplamışlar. Bunları IŞİD katliamlarından kaçan savaş mağduru yurttaşlara göndereceklermiş…

Komünde 6 saat çalışılıp 6 saat okuma yapılıyormuş. Yani burası salt bir çalışma alanı değil; bir yandan düşünsel üretim de yapılıyor.

Ayrıca dileyen bu 6 saati istediği an doldurabiliyor. Keskin bir mesai mantığının olmadığı bu komünde ne patron var ne de işçi!

Bu gençler için bir ilk değil. Daha önce de Mahmutlar Komünü’nü kurup hayata geçirmişler. Bir tecrübe de söz konusu…

Komün üyeleri çevrede yaşayan halkla sıkı ilişkiler geliştirmişler. Ev ev dolaşıp komünü kendi deneyimledikleri örnek üzerinden anlatıyormış…

MEGAM-DER’den Mahmut Ürgün ‘Bence başka bir dünya mümkün. Sınıflı sömürülü bir dünya varsa, biz sınıflı sömürülü bir hayatı seçtiğimiz içindir.’ diyor…

Düşünüyorum da keşke benzeri bir örneği Soma’da hayata geçirsek mesela… Hayata geçirsek ve madencilerin madenlerde çalışma zorunluluğunu bir nebze de olsa azaltabilsek. Hayatını kaybeden madencilerinin aileleri ile maddi manevi her anlamda dayanışabilsek…

Hayır, bu bir ütopya değil… Tıpkı İspanya’daki komün köyü gibi, tıpkı Ovacık’ta yapılmaya çalışılan gibi, tıpkı Rojava’da inşa edilen gibi, tıpkı Kazova işçilerinin yaptığı gibi, tıpkı Gundiler Komünü’nde hali hazırda yapılmakta olan gibi… bu bir gerçek! Bu hayata geçirilebilir bir ‘düş’!

Evet belki bu tam anlamıyla bir çözüm değil. Evet kazanılacak para yeterli gelmeyecek belki. Evet çok ekonomik değil ve evet zorlu bir süreç de olabilir bu…

Ama bu aynı zamanda doğayla, hayvanla ve insan’la barışmanın, yeni ilişki ve iletişim çeşitleri kurmanın, umudu besleyip büyütmenin bir yöntemi… Bize iliklerimize kadar işleyen bu sistem içinde insan olduğumuzu; yani paylaşan, üreten, dayanışan varlıklar olduğumuzu hatırlatacak bir ‘şey’!

Evet, 7 milyar insanın yaşadığı bu dünyada bu ve benzeri örnekler çok az. Kötülükler, çirkinlikler, olumsuzluklar daha fazla.

Ama unutmayalım ki; kantara vurulduğunda iyi olan, güzel olan, anlamlı olan, kötü ve çirkin olandan daha ağır basar her zaman!

Üç yanlış bir doğruyu sadece sınavlarda götürür! Gerçek hayatta bir doğru yüzlerce belki de binlerce yanlışı götürecek, silip atacak bir panzehirdir…

Yeter ki doğru yerlere bakıp, oralara kanalize olabilelim…

Başlıktaki soruyu tekrar edersek: Evet; neden olmasın ki, Soma’da bir komün?