Posted On 5 Eylül 2014 By In Ka'ralamalar With 1776 Views

‘Siz yapmazsınız bilirim…’ ya da ‘Benim adım Ş…’

Şimdi gidiyorum!
Atlayacağım dalımdan sonbaharı beklemeden
Ruhüstü kapaklanacağım toprağa…

——————————————————————————-

Siz yapmazsınız bilirim… Çünkü siz iyisiniz, güzelsiniz. İyi evlerde yaşar, iyi kafelere gidersiniz. İyi yemekler yer, iyi televizyonlardan izlersiniz dizilerinizi. Güzel şeylerden konuşursunuz; kan, barut ve ölüm yoktur lügatinizde.

Siz yapmazsınız bilirim… Ruhunuz dâhil her şeyiniz ütülüdür; kırışıklıklara dayanamazsınız çünkü. Ebemkuşağı misali renkler taşırsınız yüzünüzde. Hayatınızda siyaha dair tek şey gözlerinize çektiğiniz rimellerinizdir belki de. Ketçap dökülmeye görsün beyaz gömleğinize; gününüz mahvolur, kahrolur üzülürsünüz. Öyle ince öyle titizsinizdir de…

Siz yapmazsınız bilirim…Çünkü siz rengârenksiniz. Kalbiniz kıpkırmızıdır mesela, coşkularınız masmavi; hayalleriniz, umutlarınız ise pembe. Bir ressam gibi boyarsınız hayatı renklerinizle; köşeye mutlu bir çalı çizersiniz örneğin, bir kuş kondurursunuz üstüne: Kafessiz bir kuş…

Tamam, evet… Siz yapmazsınız bilirim… Çünkü siz temizsiniz. Temizlersiniz kendinizi durmadan; envai çeşit bitki özlerinden harmanlanmış duş jelleri ile. Ellerinizi bakteri katili sabunlarla yıkarsınız. Kremler sürünürsünüz; eliniz için ayrı, yüzünüz için ayrı, gözaltı için ayrı, vicdanüstü için ayrı kremler… Sonra deterjanlar, yumuşatıcılar, çamaşır suları, kireç çözücüler, pas gidericiler, umut tazeleyiciler… Durmadan silersiniz etrafı temizleyiciler ile: deri koltuklar için ayrı, ahşap için ayrı, camlar için ayrı.

Siz yapmazsınız bilirim… Çünkü siz güzel kokarsınız. Pahalı parfümleriniz ile çevreye östrojen ve testosteron salarsınız. Yazın çiçek, kışın baharat tercih edersiniz. Lavanta ve gül kokar giysileriniz; evleriniz lotus çiçeği, arabalarınız ise leylak…

Kahretsin anlıyorum; sizin yapmayacağınızı da adım gibi biliyorum… Çünkü siz doğrucusunuz; sevmezsiniz ki yalanları. İşiniz de olmaz hem: elma dense çıkar, armut dense saklanırsınız. Kimseye zararsız küçük beyaz yalanlarınız vardır dünyanızı güzelleştiren. İşte o kadar…

Siz yapmazsınız bilirim… Kaç kez söyledim bunu bilmiyorum; ama yer ettiniz işte içimde; o kadar naif, o kadar yerleşiksiniz… Siz kırmak nedir bilmez; yakmak, yıkmaktan da ölümüne çekinirsiniz. Siz yeşerten besleyensiniz. Siz duygular üreten, kötüye dair ne varsa bertaraf edensiniz.

Fabrikalar dikersiniz; evler, bankalar, parklar bahçeler… Sonra pamuk şeker ve sosis seversiniz; nutella ve bisküviler…

Çünkü dedim ya; siz yapmazsınız bilirim… Savaşlarda isminiz geçmez mesela, hiçbir mahkeme kaydında veya polis tutanağında yoktur adınız. Aşklar vardır size dair; sevişler ve bir de öpüşler tabii. En güzel dostluklar size aittir; düşüncelerinizin anlamı derin ve erişilmezdir…

Siz de üzülüyorsunuz benim gibi; merak da ediyorsunuzdur eminim… “Kim yapmış olabilir?” diye soruyorsunuzdur kendinize. Kim bilir; bunu yapanlara içten içe kızıyorsunuzdur da belki…

Sahi; siz yapmadıysanız kim yaptı acaba bunu?
Bunu işte; yani bu kurbağaları diyorum…
Kim koydu şehrin ortasına bu kurbağaları?
Bu kurbağalar neden durmadan zıplıyorlar üzerimize?
Sonra bu ayrık otları!!
Kim dikti gül bahçemizin ortasına bu ayrık otlarını?
Ve bu gemi!
Neden durmadan su alıyor bu gemi?
Bu gemiye bu deliği kim açtı?
Güverte neden hala kanıyor?

Siz yapmazsınız bilirim… Adım gibi de eminim…

Benim adım mı?

– Benim adım Ş…

Şimdi gidiyorum!
Atlayacağım dalımdan sonbaharı beklemeden,
Ruhüstü kapaklanacağım toprağa…