Posted On 6 Nisan 2015 By In Ka'ralamalar With 1782 Views

Özgecan’ın katili ölmedi! Aramızda yaşıyor!

Özgecan Aslan’ın katilinin cezaevinde öldürüldüğü “söylentisi/iddiası” (son aylarda duymaya sıkça alıştığımız şekilde) “sosyal medyayı salladı”. Zaten bizim sosyal medya öyle sallanmaya müsait ki sanırsın fay hattı geçiyor altından. Sonra artçı sarsıntılar filan da oluyor tabi. Neyse!

“Söylenti” diyorum çünkü söz konusu iddia adalet bakanlığı ve cezaevi yönetimi tarafından yalanlandı. Tabii ki resmi zevatın yalanlaması gerçeğin o olduğu anlamına gelmez. Tersi de olabilir; yani gerçekten öldürülmüştür de gizleniyordur…vs. Ancak durum salt bundan ibaret değil. Konunun başka boyutları var. En önemli kısmı da şu bence: Yeni bir bilgiyi teyit etmek için hiçbir enerji harcamıyoruz. O bilginin bizdeki etkisi, kullanılabilirliği ve yararlılığı(!) ile ilgileniyoruz daha çok.

Oysa daha önce de katilin cezaevinde dövüldüğü, hatta kalçasının cam şişeyle kesildiği iddia edilmiş ve çok geçmeden yalan olduğu ortaya çıkmıştı. Diğer taraftan nasıl ki ‘dışarıda’ yaşayan herkes aynı ölçüde iyi ve/veya kötü değilse; içeride de durum benzer. Bunun yanında tutup da adamı devrimcilerin koğuşuna koyacak değiller elbet.

Bunları bir kenara bırakırsak… Evet bazı konularda hassasız, kızgınız, delirmiş durumdayız…vs. Ama bizim ihtiyacımız olan en önemli şeylerden biri de “gerçek”tir. Hassas olduğumuz konularda lehte veya aleyhte kimsenin bizi bu denli yani ‘gerçek’ten uzaklaştıracak derecede etkilemesine izin vermememiz lazım. Bu sadece Özgecan konusunda değil; her konuda böyle olmalı kanımca. Ayrıca bu tür hassas konular bizim öfkemizi yatıştıracağımız, vicdanlarımızı mastürbe edeceğimiz, sakinleşip rahatlayacağımız konular olmamalı. O katil öldürülse de, mesela Yalova valisi istifa da etse biz “yapıcı öfkemizi” korumalıyız. Çünkü öfkemiz varoluşumuza bir sebeptir aynı zamanda.

Aksi taktirde o sürekli sallanan sosyal medya gün gelir başımıza yıkılır!
Altından da kalkamayız bir daha…