Posted On 15 Şubat 2015 By In Ka'ralamalar With 4283 Views

#Özgecan Protestoları ve Korteje Alınmayan Errrrkekler!

Gezi direnişinden aylar önceydi. Kürtaj konusu tartışılıyor ve kadınlar hükümetin bu girişimlerini boşa çıkarmak için Türkiye’nin dört bir tarafında eylemler düzenliyordu. İzmir’de de konuyla ilgili bir çok oluşum çağrılar yapıyor ve bu çağrıların altına “katılım sadece kadınlara açıktır” diye not da düşülüyordu. O kürtaj eylemlerine ben de katılıyor; fotoğraflar ve videolar çekiyordum. Her ne kadar fotoğrafçılar, haberciler çağrının altına düşülen nottan muaf olsalar da ben çağrı sahibi oluşumdaki kadın arkadaşlardan izin alarak fotoğraf ve videolar çekmeyi daha uygun görüyordum.

Şu sıralar görüyorum ki; bazı erkek arkadaşlar kortejlere alınmayışlarını sertçe eleştiriyor, hatta işi o kadar abartıyorlar ki “Bugün korteje erkek olduğum gerekçesi ile alınmadım. Özgecan’a yapılan bugün bize de yapıldı” türünden saçmalamaya kadar götürüyorlar işi.

Bugün İzmir’deki eylemi kim organize ediyordu, eylem erkeklere kapalı mıydı açık mıydı’dan bağımsız olarak genel bir duruma atfen şunları söylemek istiyorum:

1) Ben de bir erkeğim. Evet ben de o kortejde yer almak ve avazım çıktığı kadar bağırıp lanet okumak isterim. Bununla birlikte “Özgecan’ın kızkardeşleri” eğer beni o kortejde istemiyorsa; o kortejde bulunmaya hakkım yoktur. Bu çok basit bir denklem ve bir o kadar da net.

2) Bizler birer erkek olarak Özgecan’ın ve Özgecan’la o minibüse binmiş ve hala o minibüsten inemeyen kızkardeşlerinin ne hissettiklerini ve ne hissedebileceklerini tasavvur edebileceğimizi düşünemiyorum. Tasavvur edebileceğini söyleyen erkekleri de gerçekçi ve samimi görmüyorum açıkçası. Tecavüzden bahsediyoruz arkadaşlar, dikkatinizi çekerim!

3) Eğer korteje alınmayan erkekler bu konuda çok duyarlı ve tutarlıysa kendi ‘erkek kardeşleri’yle buluşup çağrı yapmakta özgürler. Bu konuda özgün bir oluşum da var hatta; ismi “Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi!” Bu tür bir seçenek varken tutup da “illa ben sizin çağrınıza katılacağım” diye diretmek, “demokratik hakkım kadınlar tarafından gasp ediliyor” demek en hafif deyimle aymazlıktır.

4) Kadınlar Özgecan’ın tabutunu erkeklere bırakmayıp kendileri taşıdılar. Ordaki erkekler sizden, bizden daha az duyarlı oldukları için mi? Elbette hayır. Bence hem tabutu erkeklere taşıtmayan hem de korteje erkek almayan kadınlara bakıp sonra da kendimize, kendi erkek kardeşlerimize(!) dönmeli, kadınların bize sundukları bu aynada kendimizi, erkekliğimizi sorgulamalıyız.

5) Ayrıca deneyimle sabittir ki eylemlerde, protestolarda genellikle erkek sesi duyulur, onların sesi çıkar. Bu sadece ses tonunda değil eylemin genel durumu için de geçerlidir. Deyim yerindeyse eylem “erkekleşir”. Eylemi erkekleştirmek istemeyen kadınların da bu tür bir önlem almaları onların anti-demokratik, baskıcı olduğunu değil; bizim dünyayı ne kadar erkekleştirdiğimizle ilgili bir sorundur. Yani biz erkeklerin sorunudur bu.

6) Evet kadın cinayetleri politiktir de; politikayı kim üretiyor? Yine “errrrkekler” değil mi? Kadınların bu tavrı duygusal olabilir, simgesel olabilir hatta eylemlere katılımı azalttığı öne sürülerek (böyle bir veri var mı bilemiyorum, sadece bir varsayım) verimsiz bir tavır da sayılabilir. İyi de bunun ne önemi var? Ben hala “Bu eylemde ben de olmalıyım, kenardan da olsa yürümeliyim, erkek-kadın omuz omuza olmalıdır, ben orda erkek olarak değil insan olarak bulunuyorum” inadı ve dayatmasını anlayamıyorum.

Siz omuz omuza olmak istiyorsunuz ama bazı kadınlar da kadın kadına olmak istiyor işte; bunu ne yapacağız?

7) Her şeyi geçtim; tartışacak bir bu kalmış gibi sanki. Bir de kalkmış üstüne bu satırları yazıyorum. Allah benim errrrkekliğimin belasını versin!