Posted On 11 Ağustos 2014 By In Ka'ralamalar With 1458 Views

Oy Kullanmayanları Ne Yapmalı?

Türkiye’deki seçmen sayısı 55 milyon küsur, dünkü seçimlerde gerçerli olan oy sayısı ise 40 milyon küsur… Yani 15 milyon kişi sandığa hiç gitmemiş, gitmiş ama bilerek gerçersiz oy kullanmış ya da kullanmış ama bir şekilde yanlış kullandığı için geçersiz sayılmış…vs.

Bu durumda bazılarının dediği gibi ‘Oy kullanmayanlar konuşmasın, onların söz söyleme hakkı yoktur!’ argümanını sahiplenip kabul ederseniz eğer 15 milyon (rakamla 15.000.000) insanı susturmaya ve onların söz hakkını gasp etmeye çalışıyor olursunuz!

Peki kim var bu 15 milyonun içinde? Evet bir kısım boykotçular var, sandığa gidip geçersiz oy kullanan var, tatilciler var…vs. Ama hepsi bu kadar değil. Mesela doğu illerinden ekmek parası için batıya gelmiş yüzbinlerce mevsimlik işçi var! Bedensel engelleri yüzünden (Türkiye’de yaklaşık 12 milyon engelli var!) sandık başına gidemeyen yüzbinlerce dezavantajlı insan var. Cebinde oy kullanacağı yere gidebilecek dolmuş parasını bulamayan onbinlerce insan var… Seçim olmasına rağmen günboyu çalışmak zorunda olan onbinlerce insan var…vs!

Popülizm yaptığım düşünülmesin; ben var olanı söylüyorum. Siz eğer ‘Oy kullanmadıysan konuşmaya da hakkın yok! Tayyip’in gelmesinden en çok sen sorumlusun!’ dersen eğer bu insanlara 15 milyon insanı karşına almış ve onları dışlamış olursun… Bu da seni baştan bir yenilginin içine sürükler!

Oy kullanmak vatani bir görev değildir; öncelikle bunu kabul etmek ve oy kullanmamanın nedenleri üzerine düşünmek gerekir…

Oy kullanmak nasıl ki bilinçli bir tercih ve bazen de zorunluktan ileri geliyorsa; oy kullanmamak da bilinçli bir tercih veya yukarıda saydığım gibi zorunluluklardan ileri gelebilir…

Kişisel olarak oy kullanmamam (daha doğrusu gidip geçersiz oy kullanmam) ile ilgili birkaç cümle kurmam gerekirse: 12 yıllık AKP iktidarı, iktidarı boyunca ülkeyi şekillendiren bir çizgi çizdi. bunu kah şiddetle, kah medya organlarıyla kah iktidarından küçük küçük paylar verip ağzımıza bir parmak bal çalarak gerçekleştirdi. Neticede bir şekilde yurttaşları iktidarın içinde küçük küçük özneler haline getirdi. Şimdi milyonlarca insan bu özne olma halini korumaya çalışıyor doğal bir refleks olarak. Diğer yandan adalet ve hukuk anlayışından ekonomisine, sağlık politikalarından eğitim politikalarına zerre güvenmediğim ve inanmadığım bu sistemin seçim sistemine neden inanayım? 12 yıl boyunca iktidar tarafından şekillendirilen zihniyetle sandıkda hesaplaşmaya çalışmak bir hayalden öte değil de nedir? Bu baştan yenileceğini bildiğin bir savaşa girmek değil midir? Değişim sandıkla mı gelecektir yoksa kendi aktüel hayatımızda değişime giderek mi? Sokakta kaybedilen sandıkta bulunur mu? Yoksa sokakta kaybedilen sokakta mı kazanılır? (Sokak burada gündelik hayatımızı imgeleyen bir kelimedir, bahsedilen sadece eylemler, çatışmalar değildir!)

Toparlarsak eğer… Ülkemizde yeterince ayrıştırıcı unsur var; dil, din, etnik kimlik, ırk, cinsel yönelim…vs. Bu ayrıştırıcı unsurlara bir yenisini yani oy kullanıp kullanmamayı eklemenin, birbirimizi bir de bu şekilde ayrıştırmanın kimseye bir faydası olmadığı gibi zararı da var. Seçimler geçti gitti, asıl soru şimdi nasıl bir yol izleyeceğimiz…

Son olarak Füruğ’a öykünerek bitireyim:
Seçimler ölümlüdür, ‘sokak’ı hatırla!