Posted On 19 Mart 2015 By In Ka'ralamalar With 2577 Views

NEWROZ GÜNLÜKLERİ NO:3 | Kara Çarşafın Kökeni

Cizre’den devam ediyoruz yine. Beyarla hendeklerin kazıldığı mahalleye gitmek için sokakları arşınlarken bir şey dikkatimi çekiyor; Cizre sokaklarındaki kara çarşaflı kadınlar… Tabii ki bu dikkat etme hali tipik bir oryantalist bakış açısından kaynaklanmıyor. “Aaa bunlar da neyin nesi böyle?” gibisinden üstten bir durum da değil bu, daha çok Cizre’ye ilk gelişimden kaynaklı ve bir de bölgedeki kadın mücadelesinin gelişkinliğini düşününce haliyle dikkat çekici bir hal alıyor.

Bundan Beyar’a bahsedince gülümsüyor ve başlıyor anlatmaya: “Burdaki kara çarşaf olayı dini kaygılardan değil; gelenekten kaynaklı daha çok. Mem û Zin destanını bilirsin. Mir’in kızı olan Zin, Mem’le buluşmaya gittiğinde tanınmamak için kara çarşaf giyermiş. Mem sonra öldürülür. Bu andan itibaren yasa bürünen Zin o kara çarşafı ölene dek hiç çıkarmaz. Destan bölgede o kadar etkili bir hal alır ki; Zin’in yasına eşlik etmek isteyen kadınlar ve hatta erkekler de kara çarşafa bürünürler. Çünkü erkekler de bazen sevgilileriyle buluşabilmek için kara çarşaf giymişlerdir; yani anlarlar Zin’in halinden…”

Konunun bağlandığı yer ilgimi çekiyor haliyle. Sonra Beyar bir kadın arkadaşından bahsediyor. Söylediğine göre Amerika’da uzun yıllar yaşayan arkadaşı Cizre’ye geldiğinde kara çarşaf kullanırmış. Kendisinin de şaşırdığı bu durumun nedenini sorduğunda da böyle daha rahat ettiğini ifade edermiş.

Açıkçası ben de pek dini kaygılarla olmadığını düşünüyorum. Çünkü çarşafın belden yukarı yani göğüs kısmı hemen hemen tüm kadınlarda açık. Çarşaf arkadan bele düşüyor. Bazıları “cesur” sayılabilecek bluzlar giymişler mesela, makyajlar yapmışlar, kolyeler takmışlar…vs.

Ardından akşam eve döndüğümde internete girip bu konuyla ilgili ufak bir araştırma yapayım dedim. Bir gazete haberinde de benzer durumdan bahsediyordu; yani Beyar’ın anlattığı efsaneye dayanmasından… Hatta Zin’in yasına ortak olmak için kara çarşaf giyen 30 âşık kadından bahsedilirmiş. Bu kadınlar ölene kadar çarşafları hiç çıkarmamışlar ve hiç evlenmemişler; tıpkı Zin gibi. Bundan dolayı “Zineler” olarak bilinirmiş bölgede…

Evdeyken beni burda misafir eden Cihan‘la (bu vesileyle misafirperverliği için kendisine teşekkürlerimi de ileteyim burdan) sohbet etmeye başladık. Bir ara “Cizre’de en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de…” diyordum ki cümleyi o tamamladı: “Kara çarşaflılar mı yoksa?” Evet deyince ben gülümsedi. “Dışarıdan” gelen bir çok kişinin dikkatini çeken bir konuymuş bu. Destana dair teoriden bahsedince ben, kendisinin bu teoriye çok sıcak bakmadığı söyledi. Ona göre bunun dayandığı ana kaynak daha çok eskiden bu bölgede yoğun olarak yaşayan Yahudilermiş. Beyar’ın anlattığı gibi Cihan da yakın bir kadın arkadaşından bahsediyor sonra. O da çarşaf kullanırmış. Ve onun da gerekçesi aynı: “Böyle daha rahat ediyorum.”

Cihan bu noktada konunun en önemli noktasına dikkat çekiyor: “İster destana dayansın, ister Yahudi kültürüne. Sonuç itibariyle kadınlar çarşaf kullanıyor. Ve bunu dini kaygılardan çok geleneksel olarak kullanıyorlar ve söyledikleri şey de rahat etmek için kullandıkları. Burda biz erkeklerin yarattığı bir sorun var demek ki, demek ki bizden dolayı yaşanan bir rahatsızlık söz konusu. O yüzden çarşaftan çok bu konuyla ilgilenmemiz gerek.”

Her ne kadar durumun Mem û Zin destanına veya Yahudi kültürüne dayandırılması kültürel olarak bir çok bakımdan önemli olsa da konunun özü Cihan’ın da belirttiği gibi kadınlara rahatsızlık verecek bir dünya yaratmış olmamızdır.

Bu; Cizre’de kara çarşaf olarak ortaya çıkarken kentli bir kadının yaşantısında başkaca bir çok araçların kullanılmasını (mesela kısa etek yerine uzun etek, hatta etek yerine pantolon, bacak bacak üstüste atarken alın örtülmesi…vs.) neredeyse “zorunlu” hale getiriyor.

Kara çarşaftan ziyade bunların üzerine düşünmekte fayda var sanırım.