Posted On 24 Mayıs 2015 By In Fotoğraf, Ka'ralamalar With 2113 Views

Yırca Günlükleri – NO:12 | KÜRTÇE NE ARAR LA YIRCA’DA?

Yırca’ya dair daha önce tuttuğum günlüklere dikim şenliğindekilerle devam ediyorum. Bu haftasonu dikim şenliği vardı Yırca’da. Akşam Greenpeace üyelerinden fotoğraf ve belgeselci Umut Vedat​’ın Türkiye’nin birçok yöresindeki termik santrallerle ilgili çektiği geniş çaplı belgeselin Yırca bölümünü izledik. Ardından da benim çektiğim “Ölmez Ağaç” belgeselini. Gösterimler sonrası Boğaziçi Üniversitesi Folklor Grubu-BUFK’un bir müzik dinletisi oldu. Yırca direniş alanında Türkçe, Kürtçe, Ermenice ve Çingene halk şarkıları çalınıp Alevi deyişleri söylendi. Duygusal şarkılarda hep beraber susuldu; eğlenceli şarkılarda hep beraber ritm tutuldu, hep beraber halay çekildi, hep beraber göbek atıldı. (Ki sonraki gün yani bugün de hep beraber yemekler yenip, hep beraber fidanlar dikildi.)

Tüm bunlar olurken ne kimse kimseye olumsuz bir şey dedi, ne dudak büküp yan gözle baktı ve ne de ülke filan bölündü!

Herkes yan yana, el ele, omuz omuzaydı.
Herkes zaferi kutlayıp eğleniyordu; dil, din, renk, ırk ve diğer tüm farklılıklarla birlikte…
Herkes bu güzel tablonun bir rengi idi…

Tıpkı Nâzım’ın Şey Bedreddin Destanı şiirinde dediği gibi:

“Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için…”

Niyetim gözlemlerimi aktarmaktır; ne romantizm (-ki felsefik olarak ‘romantizm’den zerre haz etmem!) yapmak, ne de başka herhangi şey… (Hepsi video kayıtlı; yani popüler deyimle ‘elimde görüntüler var!’)

Şunu da eklemek gerek. Aslında bu tablo olması gereken, sıradan bir tablo. Lakin özlettirilmişiz işte, hasret bırakılmışız. En normal şeyi bile sanki başka bir dünyada görmüşcesine şaşkınlık, merak ve heyecanla aktarmak durumunda bırakılmışız.

Hasılı; Yırca hem direnişi hem de dayanışmasıyla bize çok şey öğretti ve öğretmeye de devam ediyor. Yolunuz Yırca’ya düşerse eğer muhtarımıza kulak vermenizi, köy kahvesinde Cengiz’in bir çayını içmenizi, ha bir de imkan olursa ekmeği zeytinyağlı salçaya bandırmanızı tavsiye ederim.

Şiddetle değil; sevgiyle… 🙂