Posted On 12 Ekim 2014 By In Ka'ralamalar With 3068 Views

Kobanêliler neden savaşmıyor da ‘kaçıyor’? | Sınır Günlüğü-6

Bu savaşta taraf tutmaktan çekinen, ürken, korkan ya da sözde tarafsızlığa sığınıp “karşı”da olmanın dayanılmaz hafifliği(!), vicdansızlığı ve fütursuzluğu içerisinde olanlar kendilerince argümanlar üretmeye devam ediyorlar. Kendilerince en sağlam argümanları ise şu soru: “Neden bu insanlar kendi ülkelerinde kalıp savaşmıyorlar da kaçıp bizim ülkemize geliyor?”

Buraya 13 gün önce geldiğimde Kobané’den Türkiye’ye giriş yapanların sayısı 45.000 civarında idi. Zaten Suruç’un her yanında Kobanéli görmek mümkün; çadır kamplarında, boş dükkanlarda, camilerde, düğün salonlarında, sokaklarda… Bu kişilerin çoğu yaşlı, kadın, çocuk ve bebeklerden oluşuyor. Çok az bir kısmı genç erkek. Ayrıca Kobanélilerin Yumurtalık köyü yakınındaki kapıdan sınır geçişlerini de izledim bir gün boyunca. Burada da durum benzer.

Arada çok az da olsa gördüğüm genç ve savaşabilecek yaştaki gence sordum: “Neden toprağınız için savaşmıyorsunuz?” diye. Aldığım cevap genelde şu oldu: “Ben çocuklarımı karımı nasıl tek başına göndereyim buraya. YPG bizi gönderdi; dedi ki gidin ailelerinizi yerleştirin sonra yine gelirsiniz. Biz buraya ailemizi güvenli bir yere yerleştirip tekrar savaşa katılmak üzere dönmek için geldik. Ancak devlet bizim geçişimize izin vermiyor. Kaldık burda böyle.”

Tekrar etmem gerekir ki; bu kişilerin sayısı çok az. Buraya gelenlerin belki de %90’ının üstünde bir kısmı yaşlı, kadın, genç kız, çocuk ve bebeklerden oluşuyor.

Bu gerçeği bilmeden onlarla ilgili ahkam kesmek, korkakmış gibi lanse etmek, bu yaşlıları, çocukları ve çoğu anne olan kadınları cephede görmek istemek mantıksızlık, vicdansızlık ve dahi ahlaksızlıktır!

Bu arada; sayıları çok az da olsa gelenlerin arasında korkup kaçan gençler de olabilir. Korkmak’tan bahsediyoruz; yani çok insani bir duygudan.

Toparlarsak eğer… Sizin kanet olası ideolojileriniz, ülke menfaatleriniz veya olmayan vicdanınız bu savaşta insanlığın ve ezilenin yanında olmanızı engelliyor, etliye-sütlüye, suya sabuna dokunmamanızı tavsiye ediyor ya da yesinler birbirbirini şeklinde pragmatize olmanıza neden olabiliyor olabilir.

Her halükarda sormanız gereken soru buraya gelenlerin neden ülkelerinde kalıp savaşmadıkları değil şu olmalıdır:

“Neden ben bu kadar vicdansızım!
Ben bu savaşın neresindeyim!”

TOMA’ların tazyikli su saldırıları karşısında kaçıp birkaç dakika içinde dağılan binlerce kişilik kitleden baĞzılarının IŞİD vahşetinden neden kaçıyorlar sorusu sormaları da ayrıca ironik!

Ey kalbi dikenli tellerle çevrilmişler!
Hangi yöne gitseniz bileylenmiş bizi göreceksiniz!
And olsun ki sizin çatal diliniz için yarattık zülfikârı!

 

Fotoğraf: Ka | Ekim, 2014
Yumurtalık köyü, Kobanê-Türkiye sınırı, Suruç/ŞANLIURFA