Posted On 24 Mart 2015 By In Ka'ralamalar With 3846 Views

“Küçük Memet’le İmtihânım” ya da “İnce Memet’in Şiddete Meyyâli”

NEWROZ GÜNLÜKLERİ – 4

Diyarbakır newrozunun ardından pazartesi günü sokaklara çıktık fotoğrafçı arkadaşlarım Onur​ ve Uğur Şahin​ ile. Zamanının “tehlikeli” mahallelerinden olup şu sıralar içindeki tarihi konak ve kiliselerin restore edildiği Suriçi Mahallesi’ne gittik beraber. Bir ara sokaka serdikleri küçük bir kilimin üzerinde ders çalışan çocukları gördük. İyi çalışmalar deyip fotoğraflarını çekmek için izin istedim. Bunun için eğilmiştim ki gülümseyerek poz verdiler. Tam bu esnada yaklaşık 5 çocuk etrafımızı sarıp “ben de çekecem ben de!” deyince makinayı verdim birincisine. Genelde gittiğim yerlerde çocuklara veriyorum makinayı; çünkü ben de böyle başlamıştım fotoğraf çekmeye. O yüzden istiyordum ki çocuklar da bu “büyü”ye ortak olsun. Kim bilir belki ileride aralarından biri fotoğrafçı bile olabilir… 🙂

Makinayı verdiğim ilk çocuk bir kaç kare aldı. Sonra ötekine, bir sonrakine derken çocukların sayısı 10’u aştı. Herkes birbirini itip kakmaya başlayınca sıraya dizmeye çalıştım. Ama nafile tabii, kavgalar küfürler havada uçuşuyor. Aralarından özellikle biri, tam bir canavar! 🙂 İsmi Memet. Yaklaşık 10 yaşında. Ama tam bir atom karınca. Bir an önce ondan ‘kurtulmak’ için makinayı verdim. Sonrakine geçtim ki arkada sıraya girmiş arkadaşlarını itip kakmaya başladı yine.

Memet’i tutmak ne mümkün. İlla çekeceğim deyip makinayı istedi. Ama isteği küçük bir çocuktan beklenecek türden değildi. Bildiğin tehdit ediyordu beni: “Oğlım ver şunu! Höşşt ulennn, kime diyem?” Ben inatla sıraya girmesini söyledikçe o tehdidinin dozunu artıyordu: “Oğlım verecahsın! Bah valla vuraram seni ha!” Bir ara arkadaşlarının elinden kaptı makinayı. Kordon benim boynumda, makina Memet’tin cılız ama güçlü ellerinin arasında idi. Nasıl bir aşkla sarmışsa makinayı almak ne mümkün. Durmadan basıyor deklanşöre. Ciğerim sanki cephede mitralyöz kullanıyor. 😀

Memet’in çektiği bir fotoğraf. Bence inanılmaz başarılı!

diyarbakir-newroz-2015-amed-nevruz-nevroz

Neyse bir şekilde makinayı aldım. Arada memetin ufak yumruklarını ve hafif tekmelerini de yedim tabi. O esnada mahallenin ağır abilerinden biri pencereden bağırdı çocuklara: “Oğlım rehat bırahın abeleri! Gelsem oraya bak!!!” Ki sonra da geldi de; çocukları biraz dağıttı. Biz de fırsat bu fırsat deyip aynı sokakta bulunan restore edilmiş bir konağa girdik ziyaret için.

Çıktığımızda Memet arkadaşı Abdurrahman (nam-ı diğer Evdıraman) kapıda bizi bekliyorlardı. Ama nedense az önceki özgüven gitmiş korku dolu gözlerle bize bakıyordu: “Abe deli adam içerde mi?” diye sordu. Memet elime düşmüştü. Onur “Evet içeride!” dedi. Memet gözlerini kocaman açtı: “Ellahan! Söyle kuran!” Ben atladım hemen: “Valla içeride” deyip elimi kolumu omuzlarımı yaylanarak sallanmaya başlayıp, gözlerimi şaşı yaptım: “Ahan da bele bele geziyordu içeride, şimdi buraya da gelir ha!” deyince Memet “Anaaaaaa!!” deyip arkadaşı Evdıraman ile kaçmaya başladı…

Evet, işte bu! Memet’ten intikamımı çok fena almıştım. 😀

Bana dalaşmayacaktın İnce Memet! 🙂

Fotoğraf: Onur Yıldırım

Fotoğraf: Onur Yıldırım

Tabii şaka bir yana; bu tür yoksulluğun veya türlü başka travmanın yaşandığı yerlerde çocuklarda şiddete meyyali hissetmemek mümkün değil. En son Suruç’ta Kobanê’den gelen çocuklarla beraberken de benzeri bir durum yaşadım. Çocuk şakayla, oyun olsun diye vurmuyordu mesela. Gerçekten canını acıtmak için vuruyordu. bir tür öç alma hali gibi bir şeydi bu. Sanki vururken de gözleriyle “Lanet olsun siz yetişkinlere! Dünyayı bu hale getirdiğiniz için lanet olsun hepinize!” diye haykırıyor sanki…

Kimse bu çocuklardan ileride “normal ve makbul” vatandaşlar olmasını beklemesin!