Posted On 27 Aralık 2014 By In Ka'ralamalar With 1442 Views

“Harika bir yıldı!” ya da “Hayatın Diyalektiği”

Demem o ki; hayat kendi içinde karşıtlıkları yani akla karayı, güzel ile çirkini, harika ile berbatı, ağlamak ile gülmeyi içermez mi zaten? Gülüp eğlenen (sanki hep gülmüş gibi) “kötü/duyarsız” insan da ağlayıp üzülen (sanki hep karalar bağlamış gibi) “iyi/duyarlı” insan mı yani? İtiraf edelim; bu sene kimimiz daha çok mutsuz kimimiz ise daha çok mutlu oldu. Ama hiçbirimiz sadece bir duyguyu yaşamadık.

Gün geçmiyor ki bir konu üzerinde bölünmeyelim. Son günlerde bölünme yaşadığımız konu ise Facebook’un yeni uygulaması. Kimileri “Harika bir yıldı! Bunun parçası olduğunuz için teşekkürler.” derken kimileri de “Ne harikası? Soma’yı, Ermenek’i, Berkin’i nasıl unutursun!” diye serzenişte bulunuyor.

Bana göre bu iki bakış açısı aynı anda hem yanlış hem doğru.

Şimdi bu iki cenaha da sormak istiyorum: Siz bu yıl hiç gülmediniz mi, sevinmediniz mi ya da ağlayıp üzülmediniz mi? Neden sadece birini yaşamış gibi lanse ediyorsunuz? Sizi bilmem ama ben bu duyguların hepsini de yaşadım bu yıl… Onlarca cenaze, yaralanma, hak ihlali, şiddet ve suistmal görmeme rağmen evet, öteki duyguları da yaşadım. Kobanê sınırında gözümün önünde cereyan eden savaşı elim kolum bağlı bir şekilde izlerken sinirimden ve kahrımdan yol kenarına oturup ağladım mesela. Ya da Berkin’in cenazesine katılmak için bir gece önceden gittiğim Okmeydanı’nda bir dergi bürosunun sandalyelerinde uzanmış uyumaya çalışırken de benzer hissiyatı yaşadım; ağladım… Aynı şekilde Kobanê sınırından geçip ülkemize gelen ve belki ölümden kurtulduğu için belki de dudağını ıslatacak bir damla su bulduğu için mutlu olan çocuğu görünce gülümsedim de mesela. Yırca’dayken mahkemenin verdiği “yürütmeyi durdurma kararı”nı öğrendiğimde hele… Göbek atmamak için zor tuttum kendimi. Kim bilir belki atmışımdır da burada yazmaya utanıyorumdur.

Şimdi tekrar sormak istiyorum: Siz bu yıl hiç mi mutsuz olmadınız? Ya da diğer kesim için soruyorum: Siz hiç mi gülüp sevinmediniz? Açık söyleyeyim; bu iki soruya hayır cevabı veren insanlara inanmıyor ve samimi bulmuyorum. Bunu gerekçelendirip belgelendirebilirim de. Bunu ben değil herkes yapabilir. Bu kişilerin Facebook zaman tüneline girip fotoğraflarına bakmanız yeterlidir. Mutlu anlara dair fotoğrafların yanında mutsuz ve hüzünlü paylaşımlar da görebilirsiniz.

Geçtiğimiz kış 3 kez Van Anadolu Konteyner Kenti’ne gittim. İkinci ziyaretim Van Art Project ekibindeki sanat psikoterapistleri ve psikologların çocuklarla yaptığı atölye çalışmalarını belgelemekti. Atölyeler çalışmalarının birinde çocuklara birleştirilince bir insan bedeni oluşturan puzzle şeklinde kağıtlar verildi. Ve çocuklara sorularak sorarak her bir puzzle’ın arkasına bir duyguyu yazmaları istendi. Ardından puzzle birleştirildi; bir yanında insan bedeni şekillenirken öte tarafında mutluluk, üzüntü, heyecan, kızgınlık gibi duygu durumları yazıyordu. Ve çocuklara bu çalışmanın amacı sizce nedir? diye soruldu. Hemen parmaklar kalktı ve doğru cevap verildi: “İnsanlar bir çok duyguyu içinde barındırır.”

Demem o ki; hayat kendi içinde karşıtlıkları yani akla karayı, güzel ile çirkini, harika ile berbatı, ağlamak ile gülmeyi içermez mi zaten? Gülüp eğlenen (sanki hep gülmüş gibi) “kötü/duyarsız” insan da ağlayıp üzülen (sanki hep karalar bağlamış gibi) “iyi/duyarlı” insan mı yani? İtiraf edelim; bu sene kimimiz daha çok mutsuz kimimiz ise daha çok mutlu oldu. Ama hiçbirimiz sadece bir duyguyu yaşamadık.

Meşhur bardağın bir tarafını görmenin pek de bir alemi yok bence.

Bütün bunlardan sonra şu dipnotu da düşmek istiyorum. Elbette Facebook’un bu uygulamayı yaparken “Dur bizim üyelere kıyağımız olsun” diye düşündüğünü zannetmiyorum. Okumuş olabilirsiniz birkaç ay önce Facebook kullanıcılar üzerinde (yaklaşık 690.000 insan üzerinde) yaptığı bir deneyi resmi olarak (evet biz deney yaptık dedi) duyurdu. Facebook bu deneyi iki aşamalı olarak gerçekleştirdi. Kullanıcıların bir kısmına sürekli pozitif olan paylaşımlar gösterirken diğer kısmına ise negatif paylaşımlar gösterdi. Deneyin sonucu inanılmazdı. Zira haber kaynağında pozitif paylaşım gören kullanıcılar ağırlıklı olarak pozitif paylaşım yapmaya başlarken negatif paylaşımları görenler de bu yönde paylaşımlar yapmaya başlamıştı.

Yani duygular çevrimiçi olarak birbirine aktarılıyordu. Facebook bize diğerlerinin duygusunu “bulaştırmıştı” resmen.

Tekrar etmem gerekir ki bu bir komplo teorisi değil. Facebook’un resmi açıklamasıdır. Bunun ne kadar etkili ve şaşırtıcı bir algı yöntemi olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Bu yüzden Facebook’un yılbaşı öncesi yaptığı uygulamayı bu yönüyle de düşünmek gerek.

Toparlamak gerekirse:

1) İnsan bir bütündür parçalanamaz.

2) Facebook’un oyunlarına gelmemek gerek.

Neyse; öyle işte…

Burda dursun bunlar.

“Dursun! Ben şimdi gelirim.”

(Bu Facebook uygulamasını ben de kullandım. Mutlu, neşeli ve hüzünlü kahredici anlarla birlikte. Aşağıda görebileceğiniz gibi sonunu da Turgut’un bir şiiriyle bitirdim.

”Başarısız boktan bir kış geçirdik
kanımız bile doğru dürüst akmadı
bir sürü çocuğu öldürdüler.”

Benim için yılın genel özeti budur.)