Posted On 25 Temmuz 2016 By In Ka'ralamalar With 2307 Views

Facebook ve “Duyguların Bulaşıcılığı”

Komplo teorilerinden zerre haz etmem, ancak Facebook’un bazı deneyler yaptığını biliyoruz. Zaten kendisi de kabul ediyor bu tür deneyler yaptığını. (http://bit.ly/29YsTXz)
 
Deneylerden birinin sonucu şöyle: Kullandığımız her kelime Facebook arkadaşımızın bir sonraki paylaşımını etkileyebiliyor. Yani Facebook’taki duygularımız “bulaşıcı”.
 
Bir başka deneyden çıkan sonuç ise şu: Ana sayfasında pozitif paylaşımlar gören kişilerin kendi paylaşımları da pozitif yönde ilerliyor. Olumsuz, negatif paylaşımlar görenlerin paylaşımları da aynı şekilde negatif oluyor genelde. Bir önceki deneyle benzer bir durum yani…
 
Dediğim gibi bunlar Facebook’un “evet biz yaptık” dediği deneyler. Bir de bilemediklerimiz var tabii.
facebook-sosyal-deney-kedi-videosu-1

Yok sen çok tatlişsin kedicik, kişisel algılama… Öpüldün. kalp kalp

 

Şimdi de görüyoruz ki ülkenin içinde bulunduğu berbat durumda paylaşımların çoğu bir şekilde olumsuz, negatif bir his taşıyor. Ve bu his kişiden kişiye aktarılarak bir çığ gibi büyüyor.
 
Bundan biraz sıyrılabilmek için bazı listeler oluşturdum. Ancak pek de başarılı olduğum söylenemez. Yine her zamanki gibi negatif paylaşımlar çoğunlukta. Ki memleketin hali ortadayken tersini beklemek de “çok beklemek” demek.
 
Facebook algoritmaları gereği en çok etkileşimde bulunduğumuz veya bulunabileceğimizi düşündüğü kişileri, sayfaları, paylaşımları ana sayfamıza çıkarıyor. Tıpkı bize “önerdiği”, daha doğrusu gözümüze soktuğu reklamlar gibi.
 
Bunu düşünerek daha pozitif insanlarla etkileşime girmeyi denedim. Bu kişilerin paylaştıkları fotoğrafları, şarkıları ya da yazıları beğendim. Ayrıca sürekli negatif olan, şiddeti öven ya da açık bir şekilde nefret üreten kişilerin bazılarını sildim listemden, bazılarını ise sadece takip etmeyi bıraktım.
facebook-sosyal-deney-kedi-videosu-2
Bunları tabii bir kaç gündür değil neredeyse 1 yılı aşkın bir zamandır yapıyorum. Peki sonuç?
 
Tabii ki Facebook bize algoritmalarını sarsma deneyimi yaşatmıyor, ancak bazı küçük esneklikler tanıyor. Sonuç tam tatmin etmese de kısmi bir “iyileşme” oldu denebilir.
 
Şimdi bazı iletiler görüyorum, bir kampanya gibi bi’şey. Biri size bir harf veriyor, siz de o harfle başlayan bir şarkı paylaşıyorusunuz ve bu böyle zincir şeklinde gidiyor.
 
Önce bana komik geldi, ama yukarıda yazdıklarımı düşününce, bu “pozitif” paylaşımları beğenmeye başladım. Arada bana hitap eden güzel şarkılar çıkmadı değil. 🙂
 
Tabii kendimi düşününce; benim de çok pozitif paylaşımlar yapan biri olduğum söylenemez. Ama elimden geldiğince bunu dengelemeye de çalışıyorum.
 
Velhasılı kelam, sosyal medya, sanal iletişimler, etkileşimler son yıllarda hayatımıza girmiş terimler. Bazı şeyleri yeni yeni çözmeye başlıyoruz. Bu “duyguların bulaşıcı” olması halini aklımızdan çıkarmamak “toplumsal huzur” bakımından önemsenmesi gereken bir durum olabilir.
 
Aksi halde sanal dünya üzerinden birbirimize negatif duygular bulaştırmanın, huzursuzluk ve umutsuzluk aşılamanın, her şeyin daha da kötüye gittiği hissini (-ki bu da bir gerçek) olduğundan daha fazla işleyip birbirimize aktarmanın bize hiçbir faydası olmayacağı gibi zararları da dokunacaktır.
 
İçimizin dışımızın FETÖ, darbe, iktidar, terör, genelkurmay, ordu, asker, komutan kelimeleriyle dolduğu şu günlerde ihtiyacımız olan belki de biraz kedi videosu, tatil fotoğrafı, komik karikatürlerdir. Ya da gerçeklikten kopmadan (bu şerhi de düşmesek olmaz tabii) güzel, umutlu, “insanın içini ısıtan”, olumlu haberler paylaşmak…vs.
 
Biraz dinlenmek, arada es verip nefes alma alanları yaratmak lazım. Yoksa bu boğuntu içinde bize insana dair şeyleri de unutturacaklar…
 

Bu da benden “pozitif” bir paylaşım olsun. Son belgeselin çekimlerini yaparken karşılaştığım minik keçiler… 🙂

A Short Documentary About “Kechi” from KAZIM KIZIL on Vimeo.