Posted On 3 Temmuz 2014 By In Ka'ralamalar With 1848 Views

”Dünya neden dönüyor? Hala?” ya da ”Erol Usta’nın Kırlangıçları”

Akköy’deyim. Bugün sabah 9’da uyanıp Şair’le Söke’ye gittik. Köyde kuracağımız Şiir Evi için beyaz eşya bakmaya. Ayrıca evin tüm duvarlarını kaplayacak olan rafları sipariş etmemiz gerekiyordu…

Erol usta, marangoz! İşinin ehli. İki gün önce eve gelip ölçüleri almıştı, sonrasındaki koyu sohbetimizde bayağı bir tartışmıştık. Kah tatlı, kah sert… Evet bir ara bayağı bir gerildiğimi ve ortamdan uzaklaşmak için masadan kalktığımı itiraf ediyorum. Bu yüzden Erol usta sürekli benden özür diledi ‘Boş boş konuşarak seni sinirlendirdim’ diye. O böyle özür diledikçe ben yerin dibine giriyorum tabii, bu sefer ben özür dilemeye başlıyorum ondan…vs.

Bugün siparişi netleştirmek için Erol ustanın atölyesine gittik. Sürekli bir hesap kitap yaptığımızı görünce zaten çok uygun olan fiyatı 200 TL daha indirdi. (Bu, Şiir Evi’nin ihtiyaçlarını karşılama konusunda bayağı bir iyi oldu. Daha da eksik var tabii… Ayrıca beyaz eşyayı aldığımız mağazanın patronu sadece 100 TL indirim yapmışken Erol ustanın cömertliği… Ne desek az!)

Siparişi halledip rafların ve masaların rengini seçtikten sonra (raflar doğal huş, masalar yeşil. Hiç bana bakmayın yeşil Şair’in tercihi…) Erol ustayla sohbete devam ettik iki gün önce kaldığımız yerden. Bir ara içeri bir kuş girdi, bir baktım meğer yuvası varmış tavanda… Bir diğer tarafta bir tane daha, kabloların üstüne bir tane daha, lambanın dolanmış kablosunda bir tane daha, diğer yanda bir tane daha… Hatta birisinde kuluçkaya yatmıştı bir anne kuş… 🙂

Hayvanların rahatça yaşadığı yerleri çok sevdiğim gibi burayı da çok sevmiştim. ‘Ne güzel kuşlar da var ‘dedim. ‘Evet’, dedi Erol usta gülümseyerek. Şair de ‘Bu kadar gürültüye rağmen geliyorlar demek!’ dedi şaşırarak. Erol usta mahcup bir şekilde ‘Bazen gürültü sorun olabiliyor. Vernik makinasının sesinden korkuyorlar biraz, o yüzden verniği onlar uyanıkken ve atölyenin dışında, kapının önünde atıyorum. Arada kafalarını yuvalarından çıkarıp beni izliyorlar şaşkın şaşkın. O kadar hoşuma gidiyor ki, inanamazsınız.’ dedi… Sonra mahcup bir şekilde gülümsemeye devam etti.

Evet, Erol ustayla bir çok konuda ayrışıyorduk. Ama o kuşlar rahatsız olmasın için verniği dışarıda, onlar uyanıkken atacak incelikte ve vicdanda bir insandı… Ve bu emanet bir duygu değil, gerçek bir samimiyetin dışa vurumuydu.
Dünya niçin ve nasıl bu kadar ısrarla dönüyor diye soranlara bir cevaptır bu. Dünya dönüyorsa hala vazgeçmeden, Erol usta gibi insanların yüzü suyu hürmetinedir…