Posted On 27 Kasım 2013 By In Ka'ralamalar With 1172 Views

Direniş Bitti mi?

Son zamanlarda sıkça karşılaşılan bir soru bu: “Direniş bitti mi?”
Ben buradan kendi adıma cevap vermek istiyorum: “Evet, direniş bitti!”

Neden mi? Öncelikle son 10 senede yaşadığımız gelişmelere bakalım:

− Gezi Direnişi’nin ilk ayında kaybettiğimiz Ethem, Abdullah, Mehmet, Ali İsmail ve Lice’de kalekol yapımını protesto ettiği için asker kurşunuyla vurulan Medeni arkadaşımızın katilleri bulundu! Yargıya teslim edildi ve sonunda 15 ilâ 25 yılları arasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları aldılar ve şu anda F tipi kapalı cezaevlerinde cezalarını çekmekteler.

− Başta İstanbul, Ankara ve Antakya olmak üzere polis terörünün en yoğun yaşandığı illerde direniş esnasında görevli bulunan valiler, il emniyet müdürleri ve yardımcıları görevlerinden alınıp haklarında soruşturma açıldı.

− Direnişin başlangıç noktası olan Gezi Parkı’nda katledilen ağaçların yerine yenileri dikilip parkın girişine de bir anıt yerleştirildi. Hali hazırda parkın girişinde yer alan anıtta bir ağacın diliyle yazılmış şu satırlar yer alıyor: “Sizler gibi bizlerin de arkadaşları katledildi. Lâkin susmayıp direndiniz! Bir ağaç gibi tek ve hürsünüz artık! Ve bir orman gibi kardeşsiniz!”

− Direnişten sonra yapılan ilk genel seçimlerde başa geçen yeni hükümet öncelikli olarak “Gaz bombası ve biber gazı” kullanımını yasakladığını duyurdu! Ardından anayasa değişikliği ile şiddet içermeyen her türlü toplantı ve yürüyüşün demokratik bir hak olduğunu güvence altına alıp daha önceki hükümet döneminde polisçe kuşatılan tüm alanları halkın özgür kullanımına açtığını ilan etti.

− Ayrıca direniş boyunca gözaltına alınan, fişlenen ve tutuklanan arkadaşlarımızın tamamı şu anda dışarıdalar. Haklarında açılan davalar da düşürülmüş durumda.

Direnişle direkt ilgisi olan bu gelişmelerin haricinde de güzel gelişmeler oldu tabii ki… İnsan hakları ve özgürlükler konusunda devasa adımlar atıldı, ekonomide inanılmaz gelişmeler yaşandı. Şimdi bunlardan birkaçını hatırlayalım:

− Direnişin gerçekleştiği Mayıs 2013 itibarı ile açlık sınırının altında yaşayan 950 bin (rakamla 950.000) ve yoksulluk sınırının altında hayatını idame ettirmeye çalışan 11 milyon (rakamla 11.000.000) yurttaşımız işçiyi koruyan yeni ekonomik politikalarla insanca yaşama adım attılar. Ayrıca tüm işçiler sendikalı; sağlıklı ve güvenli iş koşullarında patron ve devlet sömürü olmadan çalışmaktalar.

− Direnişten önceki sene yani 2012’de yaşamını yitiren çocuk sayısı 900’e yakın iken direniş baskısı ile yeni yasaların çıkarılması ve söz konusu ölümlerde kusuru bulunan sorumluların ivedilikle yargılanması sonucunda çocuk ölüm hızları sıfıra yakın konuma geldi.

− Yılda yüzlerce kadını öldüren, binlercesini taciz ve tecavüze maruz bırakan erkek egemen zihniyet de; direnişin toplumda oluşturduğu farkındalıktan nasibini aldı ve bir daha ortaya çıkmamak üzere ağzı erimiş demirle kapatılan kuyulara hapsoldu!

− Ayrıca baskı ve ayrımcılığa uğrayan, gündelik yaşamda taciz ve tecavüzün her çeşidine maruz kalan LGBT bireylerin sorunları direnişin gücüyle çözülüp kazanımlar defterine altın harflerle yazıldı.

− Aynı şekilde; toplumun ötekileştirilen, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören grupları (Çingeneler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar…vd.) üzerinde uygulanan ayrımcılıklar da direnişle beraber tarihin çöplüğüne gönderildi. Hükümetlerin “Barış, çözüm, açılım” süreçlerinden medet ummayı bırakan Anadolu’nun kadim halkları; direnişle birlikte birbirleriyle diyalog içerisine girip meydanlarda, sokaklarda hep beraber bir ağızdan söyledikleri “Yaşasın Halkların Kardeşliği!” sloganını hayata geçirdiler ve ‘BARIŞ’ı kendi aralarında tesis edip, sonsuz kıldılar.

− Bildiğiniz üzere 10 sene önce, yani direnişin başladığı tarihlerde ülkenin nehirlerinde, derelerinde yüzlerce HES yapılması gündemdeydi. Bazılarının yapımı biterken yüzlercesi de plan dâhilinde inşaat aşamasında idi. Direnişle birlikte ülkenin dört bir yanındaki derelerde, nehirlerde köylülerle birlikte el ele veren direnişçiler, hükümete yaptıkları baskı ile tüm HES’lerin yapımını durdurdular. Proje aşamasındakiler de dâhil artık hayatımızda ve gündemimizde HES diye bir şey yok…

− Direniş boyunca sloganlar atıp barikatlar kurduğumuz, hatta yeri geldiğinde kanımızı döktüğümüz evlerini, yani sokakları bize açarak dayanışmalarını sonuna kadar gösteren sokak çocukları ve evsizler de direniş esnasında kurulan ve vatandaşların dayanışması ile varlığını sürdüren “Direnişçi Dayanışma Evleri”nde ‘insanca’ yaşamaya başladılar.

− Tabii unutmamamız gereken başka dostlarımız da var: Sokak Hayvanları. Bizlerle birlikte yürüyüp bizlerle birlikte bağıran, bizi hiç ama hiç yalnız bırakmayan sevgili köpek, kedi ve diğer dostlarımız… Onlar da direnişçilerin duyarlılıkları sonucunda şu anda mahalle aralarında yine direnişçilerin kurup devam ettirdiği “Direniş Yuvaları!” adı verilen evlerinde yaşıyorlar. Yani şehir dışlarındaki barınaklara hapsedilmeden, oldukları yerde, aç kalma ve üşüme korkusu olmadan…

Tabii ki son 10 senede ülkemizde yaşanan bu güzel gelişmeleri çoğaltmak mümkün. Ama sanırım bu kadarını anlatmak kâfi. Görüyorsunuz işte; direndik ve son 10 senede yukarıda aktardığım gelişmeleri kaydettik.

Toparlamak gerekirse eğer:
• Mademki Gezi Direnişi’nin başlangıcında dile getirdiğimiz 5 talebin hepsi de karşılanıp hayata geçirildi…
• Mademki direniş ruhuyla alanlarda, meydanlarda, sosyal ağlarda haykırıp bağırdığımız tüm o özgürlüklere ve insanca yaşama koşullarına sahip olduk…
• Mademki hükümetler çoğunluğun gücüyle her istediklerini yapamayacaklarını anlayıp demokrasiyi güçlendirecek adımlar attılar…
• Mademki işçilerimiz artık güvenli ve sağlıklı iş koşullarında çalışıp sömürülmüyorlar…
• Mademki toplumun ayrımcılığa uğrayan tüm kesimleri; yani yukarıda saydığım gibi Çingeneler, Kürtler, Ermeniler, LGBT bireyler, Rumlar ve diğer gruplar daha huzurlu ve güvenli bir ülkede özgürce yaşayabiliyorlar…
• Mademki devlet elini kadınların bedeninden çekti…
• Mademki ülkemizin nehirleri, dereleri, madenleri ve dahi insanları sermayenin emrine peşkeş çekilmiyor artık…

Şimdi sorarım size dostlar: Direnmenin ne gereği var artık!

Sizce de direnişi bitirme vakti gelmedi mi artık?

Hadi, her an kullanılmak üzere elimizin altında hazır bulunan gaz maskelerimizi çöpe atalım… Limonları gözlerimize değil, direnişçi dostlarımızla kurduğumuz sofraların salatasına sıkalım… Talcid’i meydanda değil, sadece hastalıkta kullanalım…

Hadi diyorum, duyuyor musun; direniş bitti artık! Direniş bitti!

…deyince biri kulağımın dibinde haykırıyor sanki:

Mademki direniş bitti diyorlar; o zaman dünyanın bu hali nedir abiler?

Ka

——————————————
Dipnotlar:

Dipnot 1: Bu yazı 2023 senesinin Temmuz ayında yazılıp günümüze yollanmıştır.
Dipnot 2: Hiçbir şey salt yasalarla çözülemez.
Dipnot 3: “Mavi huydu bende” demiş Edip Cansever…
Ve dahi direniş de biz de huydur…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.