Posted On 13 Eylül 2015 By In Ka'ralamalar With 23765 Views

Çorbacı Şeyhmus’u Kim Öldürdü?

Dün Diyarbakır’da bir saldırı gerçekleşti. Ofis semtindeki bir lokantada yemek yiyen 4 polise yönelik gerçekleşen saldırıda 3 polis yaralandı Şeyhmus Sanır adlı garson hayatını kaybetti. Bu ilk ölüm haberiydi. Bugün gördük ki saldırıda yaralanan 66 yaşındaki Osman Saim Çetin de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş.

Ajanslara düşen ilk haberlerde saldırının PKK tarafından gerçekleştirildiği yazıyordu. Kaynakların DHA, AA olması teyide muhtaç kılıyordu haberi haliyle. İMC TV gibi haber kaynakları ise saldırıyı kimin yaptığına değinmiyordu.

BBC’de yer alan haberdeki şu satırlar önemli: “Diyarbakır’daki Al Jazeera Türk muhabiri Kadir Konuksever de, Twitter mesajında, bir görgü tanığının, Sanır’ın masaya ekmek koyarken kafasından vurulup düştüğünü anlattığını aktardı.”

Lokanta sahibi Recep Ölmez, Sanır’ın yeğeni olduğunu, bir ay önce askerden geldiğini ve lokantada garsonluk yaptığını söyledi. Ölmez, “Polis memurları lokantada yemek yerken silahla tarandılar şeklinde bilgi geldi. Masaya servis yapan yeğenimin başına iki kurşun isabet etmiş” dedi. (Kaynak: Diken.com.tr)

Bugün HPG kendi sitesinden yaptığı açıklamada saldırıyı üstlenmiş, hayatını kaybeden Şeyhmus Sanır’ın ise havaya rastgele ateş açan polisler tarafından öldürüldüğünü belirtti.

diyarbakir-pkk-lokanta-corba-seyhmus-sanir-2

Kaynak: www.hezenparastin.net/tr/

Açıklama Osman Sait Çetin’in ölümünden önce yapıldığı için o konuda herhangi bir bilgi içermiyor.

Şeyhmus Sanır’ın cenazesi bugün 20-30 kişinin katıldığı bir törenle sessiz sedasız toprağa verildi.

diyarbakir-pkk-lokanta-corba-seyhmus-sanir-1

Kaynak: Ajanslar

Öncelikle şunu söylemeliyim ki savaş uzmanı değilim, silahlardan da zerre anlamam. Sıradan bir okur olarak hem saldırıya ilişkin hem de diğer bazı konularda aklıma takılan soruları sizinle paylaşmak istiyorum.

1) Son günlerde yaşadıklarımızın bir savaş olduğu aşikar. Bu kanlı gerçeğin farkındayız. İçimiz yana yana ölüm haberlerini alıyoruz. Ancak farkında olduğumuz bir gerçek daha var ki o da savaş dahi olsa bir hukukun, savaş hukukunun olduğudur. Mesela savaşta elinde silah olmayanların, sivillerin ölmesi bir yana en ufak bir zarar görmesi, mağdur olması dahi bu hukuka aykırıdır.

Bu durumda nasıl olur da “gerilla” tabirini kullanan, yani uluslararası sözleşmelere ve savaş hukukuna göre hareket ettiğini söyleyen bir örgüt sivillerin olduğu bir yerde böyle bir eylem kararı alabiliyor?

2) Evet bu bir savaş ve kahretsin ki birileri ölüyor, öldürüyor! Bununla birlikte sivillerin de olduğu bir yere gerçekleştirilen böyle bir eylemin kime nasıl bir “faydası” olabilir? Bunun doğuracağı, -ki halihazırda doğurduğu kanlı tablo bırakın Türkiye halklarına Kürt halkına nasıl anlatılacak? 

3) 30 yılı aşkın bir savaş tecrübesine sahip örgüt bu tür bir eylemde sivillerin zarar görebileceğini ön göremiyor muydu? Eğer öngöremeyip de orda 2 insan hayatını kaybediyorsa bu nasıl bir tecrübedir? Yok eğer öngörüp de bu eyleme girişiyorsa durum daha da vahim…

4) HPG hayatını kaybeden Şeyhmus Sanır’ın polis tarafından rastgele açılan ateşle öldüğünü söylüyor.

Örgüt bundan nasıl bu kadar emin? Bunun dayanağı nedir? Görgü tanıkları mı vardır? Balistik araştırma mı yapmıştır? Eylemi gerçekleştiren kişi/kişiler orayı tarıyor. Ve görgü tanıklarına göre Şeyhmus çorba (ya da ekmek) dağıtırken vuruluyor. Kafasından, hem de 2 kez… Ayrıca HPG yaptığı açıklamada 1 polisin de hayatını kaybettiğini iddia ediyor. Ben bu bilgiye başka hiçbir yerde rastlamadım. Ne “yandaş” medyada; ne de İMC TV, Birgün veya Evrensel gibi haber sitelerinde…

Polislerin kurşunuyla vurulduğunu düşünelim… Öyleyse olayın şöyle gelişmesi gerek: Şeyhmus çorba servisini yapmaktadır. Saldıran ekip geliyor, tarıyor etrafı (ya da tek tek ateş ediyor, burası da muğlak). Polisler ilk anda muhtemelen eğilmişlerdir. Sonra silahlarına sarılıp veya makineli tüfeklerini (hangisi var ellerinde bilmiyorum) alıp ellerini tetiğe götürüp rastgele atışa başlamışlar. Bu esnada kaç saniye geçer emin değilim. Ama kafasından 2 kurşunla vurulabilmesi için bu geçen süre zarfında Şeyhmus’un çorba servisine devam etmesi gerekir. Devam etmesi gerekir diyorum çünkü öteki türlü Şeyhmus da refleks olarak kendini yere atsa muhtemelen polisler eğilip sonra da silahlarına davranana dek kendini korumaya alabilirdi bir ihtimal. 

Şeyhmus polislerin eğilip ellerini tetiğe götürüp ateş etmesine dek geçen sürede korumasız bir şekilde öylece kalmış mıdır sizce? Size bu mu daha mantıklı geliyor; yoksa militanların taradığı/ateş ettiği esnada yani Şeyhmus çorba dağıtırken ilk anda kafasından vurulması mı?

diyarbakir-pkk-lokanta-corba-seyhmus-sanir-3

Kaynak: BBC Türkçe | http://bbc.in/1iijm12

Bu arada ölen 2. sivil meselesi de var. Onu öldüren kurşun da mı polisin elinden çıktı? Yoksa o da mı bu tarama/ateş etme esnasında hayatını kaybetti?

Benim aklım gerçekten karıştığı için burda kararı size bırakıyorum. Eğer bunu mantıklı olarak ortaya koyabilecek biri varsa eğer ben şahsen dinlemeyi, öğrenmeyi çok isterim.

5) Hadi haberlerin yandaş medya tarafından yazıldığını, görgü tanıklarının da doğru ifade vermediğini, yani Şeyhmus’un ilk anda çorba ve/veya ekmek dağıtırken vurulmadığını düşünelim. Örgüt açıklamasına güvendiğimizi kabul edelim. O halde neden özellikle sivil ölümler konusunda hassas olan HDP, DBP ya da halk buna bir tepki göstermedi? Her zaman yüzlerce binlerce kişi tarafından toprağa verilen cenazeler bu kez sessiz sedasız 20-30 kişi tarafından gömüldü?

6) Polisin öldürdüğünü düşünürsek eğer; neden İMC TV, Evrensel, Birgün gibi yayın organları bu haberleri ya görmedi, gördüyse bile üstünde her zamanki hassasiyetle durmadı? Tıpkı yol çevirmede öldürülen doktor olayında olduğu gibi sessiz kaldı ve/veya geçiştirdi?

7) Peki neden bazı kişiler (mesela Cizre’de devlet tarafından öldürülen siviller konusunda duyarlılık gösteren, tepkilerini üst perdeden dile getirenler) bu sivil ölümü konusunda yeterince ses çıkarmadı ya da daha kötüsü hiç ses çıkarmadı?

Sivil ölümler bizim ideolojilerimizle uyuştuğu ve ona hizmet ettiği ölçüde mi karşı çıkılacak bir durum? Yoksa sivil ölümlerine karşı duruşumuz her kim yapıyor ve yaşatıyorsa karşı çıkılacak, kınanacak, lanetlenecek ilkesel bir tutum mu?

8) Evet; ajansların açıklaması da HPG’nin açıklaması da gerçeği yansıtmıyor olabilir. Ki zaten ikisinden biri gerçek değil. Lakin her iki durumda da başa dönüp aynı soruya geliyoruz: Sivillerin olduğu bir ortamda eylem gerçekleştirmek hangi aklın ve vicdanın ürünüdür?

Son olarak…

Cizre’de bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların öldürüldüğü bir savaş ne kadar temiz bir savaşsa; Diyarbakır’da doktorun çorbacının, yani elinde silah olmayan sivillerin öldürüldüğü bir savaş da o kadar temizdir…

Kurşun nereden gelirse gelsin!

 

Sahi, çorbacı Şeyhmus’u kim öldürdü?

 

 

—————————————————

Facebook: www.facebook.com/kazimkizil
Twitter: www.twitter.com/kazimkizil
[email protected]