Posted On 30 Temmuz 2015 By In Ka'ralamalar With 4078 Views

CEYANPINAR’DA BİRİ BİZİ FENA KANDIRIYOR!

21 Temmuz’daki Suruç katliamının hemen ertesinde Ceylanpınar’da iki polis memuru evlerinde enselerinden sıkılarak öldürüldü.

Olay sonrası HPG resmi bir açıklamada bulundu. Açıklama aynen şöyle: “”Bir Apocu Fedai Timi, Suruç katliamına misilleme olarak bugün sabah 06.00 sularında Ceylanpınar’da DAİŞ çeteleriyle işbirliği içinde olan 2 polise karşı bir cezalandırma eylemi gerçekleştirmiştir. Gerçekleştirilen eylem sonucunda Feyyaz Özsahra ve Okan Acar isimli polisler öldürülürken, öldürülen polislerin silah ve kimliklerine el konulmuştur.” (Kaynak: Evrensel | http://bit.ly/1DcK7gG)

Kaynak: HPG Resmi Web Sitesi

Kaynak: HPG Resmi Web Sitesi

Görüldüğü üzre PKK Apocu Fedai Timi sahiplenerek olayı üstleniyor. Ardından Selahattin Demirtaş son grup konuşmasında Suruç katliamını Erdoğan’ın sarayından yönetilen gladyo tarafından organize edildiğini, provokasyonlarla şiddetin tırmandırıldığını, Ceylanpınar’da polislerin öldürülmesini “kirli bir olay”, Adıyaman’da askerlerin öldürülmesinin de “aydınlanmayan bir olay” olduğunu dile getirdi.

Bu açıklamaların ertesinde bu sefer söz KCK’de. KCK adına konuşan Demhan Ağit şunları söylüyor: “Bunlar (Apocu Fedai timi’nden bahsediyor, Kazım Kızıl) PKK’den bağımsız birimler. Bize bağlı olmayan, kendi içlerinde örgütlenmiş olan yerel güçlerdir. Bizim yaptığımız bir şeyi üstlenmekle ilgili çekincemiz yok. PKK/HPG olarak yapılan bir eylem varsa bunun izahatı, gerekirse özeleştirisi yapılır.”

Gün Zileli konu ile ilgili şu yazıyı yazmış: http://bit.ly/1MA9qMr

Yazıda şu kısım dikkat çekiyor: “Bu ‘Apocu Fedai Timleri’ neyin nesiyse görünüşte buna kimse sahip çıkmıyor. Fakat ilginçtir ki, “Terörist avlamakta” pek aceleci olduğunu, örneğin Bingöl’de kanıtlamış olan AKP iktidarı, küçük bir kasabada barınan bu “Apocu fedai timleri”ni yakalamak konusunda bugüne kadar hiçbir şey yapmamıştır.

Yakalanmayacaklar da. Çünkü cinayeti işleyen “MİT’in fedai timlerinden” başkası değil.”

Gün Abi’nin yanıldığı bir kısım var. Aslında ‘Apocu Fedai Timleri’ne sahip çıkan bir yer var: HPG! Ki yazının ilk kısmında verdiğim Evrensel linkinde de sahip çıktığı görülebilir.

Tabii bir de Fuat Avni’nin açıklamaları var. 23 ve 26 Temmuz tarihli şu tweetleri dikkat çekici:

ceylanpinar-hpg-pkk3-demirtas-davutoglu-3 ceylanpinar-hpg-pkk-demirtas-davutoglu-4

EK:
HDP Grup Başkanvekili ve İmralı Heyeti’nden İdris Baluken de bugün (31 Temmuz) İMC TV’de konu ile ilgili açıklamalar da bulundu.

Ben ne araştırmacı gazeteci filanım ne de siyasi analist. Lakin kafama takılan şu sorular var:

1) HPG hemen olayı üstleniyor. Sonra Demirtaş ve KCK’nin açıklamaları malum. Biri provokasyon diyor, öteki ise bunlar bizim bünyemizde olmayan yerel güçlerdir diyor. Öyleyse PKK’nin silahlı kanadı HPG neden olayı üstlenmiştir?

2) Onlarca yıllık pratiği olan bir örgütten bahsediyoruz. Bu ‘yanlış anlaşılma veya acele edilmiş bir açıklama’ olarak görülebilir mi? Bu kadar hassas bir zamanda böyle bir yanlış yapılsa dahi bunun en üst perdeden reddedilmesi ve özeleştiri verilmesi gerekmez miydi?

3) PKK burda kar-zarar ilişkisi mi gözetmiştir? Yani ‘evet bunu biz yapmadık ama yapılanı kendi lehimize kullanabiliriz’ tarzında bir düşünce içerisine mi girmiştir? Eğer böyle bir düşünce tarzı geliştirdiyse bunun en çok %13.1 oy alan HDP’nin gücünü zayıflattığını hesap edememiş midir? Ki böyle ‘tecrübeli’ bir örgütün bunu hesap edemeyeceğini düşünemeyeceğimize göre… Yapılan ne derece doğrudur?

4) Henüz Türkiye halklarına Serap Eser’i öldüren molotofun MİT tarafından atıldığını anlatamamışken, bu Ceylanpınar katliamını kim nasıl anlatabilecek bu halka?

5) PKK ‘Ben yaptım.’ derken KCK ‘PKK yapmadı.’ diyor. Biz bu durumda kime inanacağız?

6) AKP ve yandaş basın Ceylanpınar saldırısı sonrası failleri hemen buldu, PKK… Burdan da anlaşıldığı üzere hükümetin şiddeti ve savaşı tırmandırma projesi var ve hayata geçirdi son hızla. Hükümetin bu projesine öyle ya da böyle tutarsız açıklamalarla dahil olmak kime ne fayda sağlayacak?

Tabii ki çok fazla soru daha var. Lakin benim kafam yeterince karıştı.

Naçizane vardığım sonuç şu: Herkes kendi çıkarının peşinde. Kimsenin bizi önemsediği filan yok. ‘Tanrılar’ın sofrasında ölümü bekleyen kurbanlar gibiyiz…