Ka’ralamalar Category

Bu köy “başka dünya mümkün” diyenlerin buluştuğu bir yer… İzmir’e yaklaşık 1 saat uzaklıkta, Menemen’in Dumanlıdağ mevkiinde bulunan İmece Evi önce bir ekolojik kamp olarak tasarlanmış. Ancak öyle kalmayıp önce bir çiftliğe ardından öğrenme-öğretme, deneyim aktarma mekanına dönüşmüş.   İmece Evi’nin kurucusu İsmail Yenigün’ü bu fikre iten ise farkına vardığı “tutarsızlıklar”. Bunu “ağzımız antikapitalist, anarşist, sosyalist; ancak yaşantılarımız kapitalist.” cümlesiyle özetliyor.   Burayı diğer bir çok ekolojik kamp, çiftlik veya alternatif tatil yerinden ayıran en belirgin fark; kapitalizmin tüketiciliğinden uzakta, dayanışmanın, birlikte üretmenin, bitki, hayvan ve insanla barış içinde yaşamanın esasRead More
Komplo teorilerinden zerre haz etmem, ancak Facebook’un bazı deneyler yaptığını biliyoruz. Zaten kendisi de kabul ediyor bu tür deneyler yaptığını. (http://bit.ly/29YsTXz)   Deneylerden birinin sonucu şöyle: Kullandığımız her kelime Facebook arkadaşımızın bir sonraki paylaşımını etkileyebiliyor. Yani Facebook’taki duygularımız “bulaşıcı”.   Bir başka deneyden çıkan sonuç ise şu: Ana sayfasında pozitif paylaşımlar gören kişilerin kendi paylaşımları da pozitif yönde ilerliyor. Olumsuz, negatif paylaşımlar görenlerin paylaşımları da aynı şekilde negatif oluyor genelde. Bir önceki deneyle benzer bir durum yani…   Dediğim gibi bunlar Facebook’un “evet biz yaptık” dediği deneyler. Bir de bilemediklerimizRead More

Posted On Temmuz 18, 2016By KaIn Ka'ralamalar

Sahi ben neden?

“Ne çıkar biz sizi tanımasak da Evet, biz sizi tanımasak da ne çıkar Eh, yani ne çıkar biz sizi tanımasak da…” Bir şey çıkıyor sanırım, hem bir şey çıkmasa siz neden bu kadar ısrarcı olasınız, biz neden bu kadar mecbur? Normal bir ülkede demeyeceğim, dünyada bir insan neden bilsin ki sizin adınızı? Biliyoruz işte lanet olsun ki… Sadece siz mi, biz bir de başbakanları, bakanları filan biliyoruz, diyanet işleri başkanını, sonra kravatlı analistleri, kamuoyu yoklamacıları, toplum mühendisleri… Şimdi bir de emir-komuta zincirlerini, kuvvet komutanlarını filan… Sadece bunlarla kalsa iyi! DağarcığımızRead More
İnsanlar birisine karşı fikrini onunla ilgili deneyimlerden edinir. (Aslına bakarsanız “edinmelidir” demek daha geçerli olacaktır.) Bu; bir birey olabileceği gibi, bir grup, bir topluluk veya bir halk da olabilir. Ancak insan beyni tembel (ya da pratik mi demeliydim) bir yapıya sahip olduğu için tasnif etme yöntemine başvurur. Karşısındakinin temel bazı özelliklerine (cinsiyet, yaş, fiziksel özellikler, meslek…vb.) bakarak onu daha önce oluşturduğu belli bir kategoriye dahil eder. Ancak bu, pratik bir yöntem olmasına rağmen, her zaman doğru bir sınıflandırma yapılamayacağından, ya da insan denilen yapı bu tür basit sınıflandırmalara dahil edilemeyecekRead More
Sanırım 4-5 sene önceydi. Fakülteden bir arkadaşım yeni tiyatro oyunlarının konusunun “medya” olduğunu, bu konuda oyuncularla birlikte senaryo yazacaklarını, bu aşamada arkadaşlara anlatmak üzere medya konulu bir toplantı, atölye gibi bir şey yapıp yapamayacağımı sordu. Medya uzmanı filan değilim ama, madem ki işe yarayacağını düşünmüştü, hay hay dedim…   Medyanın algılarımızı şekillendirme üzerinde durmaya karar verdim. Biraz sert bir giriş yapmak için Cumhuriyet dönemi çıkan bazı haberleri derledim. Bu haberlerin tamamı “gayrimüslim”ler üzerineydi. Mesela bir kanun bu kişilere oldukları yerde kalma zorunluluğu getirip seyahat hakkını kısıtlıyor, bir başka kanun iseRead More
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriyeliler’in vatandaşlığa alınmasıyla ilgili çalışmalar yapıldığı yönündeki açıklamasından sonra karşı kesim “Ülkemde Suriyeli İstemiyorum” ya da en son “Suriyeliler Gitsin” hashtagleri altında birleşti. Sözü fazla uzatmadan bazı argüman ve kabullere değinmeye çalışacağım. Sanırım bu noktada kafaları karıştıran “vatandaşlık” meselesinden başlamak doğru olacaktır.   İSTEYEN SURİYELİLER TÜRKİYE VATANDAŞI OLABİLECEK Mİ? Şu an için bu mümkün değil. Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda gerekli kriterler açıklanmış: Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, Türkiye’de yerleşmeye kararRead More
Zamanın “barbarları” Fransa’ya giderler. Fransa Kralı Charles da oradadır. Eşraftan biri barbarlara sorar, modern dünyada en çok neyi beğendiklerini, ne düşündüklerini…   Barbar, bir kısım insanın bolluk ve bereket içinde yaşarken bazılarının sefalet içinde yaşamalarının onları çok şaşırttığını söyler ve ekler: “Nasıl oluyor da bu yoksul yarımlar böylesi bir haksızlığa katlanıyor, öteki yarımların boğazlarına sarılmıyor, evlerini ateşe vermiyorlar!”   Bunu ben değil Montaigne yazıyor, Denemeler’inde. Asıl barbarların “ilkel kabileler” olmadığını, barbarlıkta onları fersah fersah aştığımızı da ekler.   Bazı insanların #ÜlkemdeSuriyeliİstemiyorum tag’i altında yazdıklarını görünce bu pasaj aklıma geldi.  Read More

Posted On Haziran 29, 2016By KaIn Ka'ralamalar

Bize tufan gerek tufan…

Bir tarafta egzoz muslukları sonuna kadar açılmalı… Atmosferdeki delik büyüyüp genişlemeli… daha çok! daha çok! daha çok! Mevsimler şaşmalı… Ovalar, platolar, tepeler dağlar pancar gibi kızarıp yanmalı… Yakmalı güneş ovaları, platoları, dağları ve tepeleri…   Biz gideriz; gidelim… Doğa yeniler kendini…   Öte yanımızda büyük depremler olmalı, koca koca depremler… Kilometrelik fay hatları…kırılmalı kırılmalı kırılmalı… daha derin! daha derin! daha derin! Denizler dalgalanmalı… Onlarca, yüzlerce metrelik dev tsunamiler… Paris, İstanbul, Amsterdam, Varşova, Berlin… Adalet sarayları, karakollar, hücre evleri, camiler ve meclisler… Ne varsa altında kalmalı! En çok meclisler ve hücreRead More
Bu hayat hikayelerini okuyunca içiniz ısınacak ve sessizce kendinize şunu fısıldayacaksınız: Evet; başka bir dünya mümkün… İşte karşınızda kentteki mükemmel hayatlarını bırakıp, doğaya yerleşen, çiçekle, kuşla, börtü-böcekle bütünleşen en çılgın 13 çift… türünden cümleleri ne kadar sık duymaya başladık değil mi? Oysa tarihin akışını, ‘mükemmel işini bırakıp köye yerleşen zengin veya sözde uçuk-kaçık üç-beş çift’ değil; köyünden, tarlasından, hayvanlarından koparılıp zorla kentlere göç ettirilen ya da ülkelerinden kaçıp kentin varoşlarında yaşamaya çalışan milyonlar değiştiriyor… Tabii onlar saçma sapan Onedio listelerine, gazetelerin pazar eklerine gir(e)miyorlar. Size evlerinin bahçelerinde mutlu aile pozlarıRead More
Baştan söyleyeyim ki amacım “duyar kasmak” değil. (Böyle bir konuya bu tarz “kişisel” bir cümleyle başlamak bile ortalarda dönen dilin ne kadar da yıkıcı ve baskıcı olduğunu anlamak bakımından üzücü.) NE OLDU? Özgecan Aslan’ı katleden 26 yaşındaki Ahmet Suphi Altındöken ve babası Necmettin Altındöken, kaldıkları cezaevinde silahlı saldırıya uğradı. Ahmet Suphi Altındöken, kaldırıldığı hastanede öldü, suç ortağı babası ağır yaralandı. Sorun şu ki; hapishanede öldürülen Özgecan’ın katili şu anda gömülemiyor. Evet bu bir sorun. Tarsus belediyesi gece defin işlemine izin vermemiş, morgda yer yok demiş. Muhtar da kabul etmiyorum diyerek reddetmişRead More