Posted On 26 Ağustos 2016 By In Ka'ralamalar With 5646 Views

Bu karşılıklı vahşet bir son bulmalı artık! | #CİZRE

Yüzlerce, tonlarca patlayıcı ile şehir merkezlerinde bombalı saldırılar… Öldürülen siviller, yaralanan siviller… Öldürülen çorbacı Şeyhmus, öldürülen doktor, öldürülen “sıradan” insanlar, bir ailenin bilmem kaç üyesi, bir köyün bilmem kaç sakini… “Düzinelerce ölü asker/polis var” diyerek mutluluk manşetleri atan, savaşı körükleyen, üslup ve tavır olarak tipik bir yandaş basından zerre farkı olmayan bir kısım “sözde” muhalif basın organları… IŞİD saldırısına karşı yükseltilen sesler, aman sağdan soldan (ki özellikle soldan) ses gelmesin diye susulan bu zamanlar…
 
79 günlük abluka sonrası gittiğim Cizre’de yıkık bir evin duvarına oturmuş harap olmuş mahalleye bakıyordum. Biri az ötemde iki elini arkasında birleştirmiş ayağıyla önündeki taşı ite ite bana yaklaşıyordu. Konuşmak istediğini bir derdi olduğunu anlamıştım. Daha önce hiç yapmadığım bir şey yapıp gizli kayıt için düğmeye bastım. Biliyordum bir şeyler söyleyeceğini, ve o söyleyeceği şeyi yazdığımda birilerinin bana inanmayacağını… Bir kanıt olsun istedim…
 
Geldi adam taşı ite ite, konuştu konuştu, açıldıkça açıldı… “Bizi yalnız bıraksınlar artık” diyordu. “Kim sizi bıraksın” diye sordum… “Devlet de parti de… Bizi yalnız bıraksınlar artık, yeter öldüğümüz” diyordu… Elbette “parti”den kastı HDP değildi…
 
Kolombiya hükümeti ile FARC 52 yılın sonunda barış anlaşması imzaladı Küba’da… 52 yılın sonunda… Barış anlaşması… İnanıyorum ki bizde de bir gün masaya oturulacak, ama bu hükümetle ama bir sonrakiyle, olmadı bir diğeriyle… İki tarafın da devleri, baronları gülümseyerek imza atacaklar önlerindeki birkaç sayfalık beyaz A4 kağıda… Halk sokaklara dökülüp barışı kutlayacak ağlayarak, halaylar çekerek, horonlar teperek… Tıpkı Kolombiyalılar gibi sevinçten ağlayacağız sokaklarda. Ben de kameramla belki de ilk defa mutlu bir manzaranın videosunu çekeceğim.
 
Ama hep içimizde bir utanç, pişmanlık olacak; kaybettiğimiz bu kadar insanın hatırası birkaç nesil silinmeyecek belki de…
 
Cizre’de 79 günlük ablukada yaşananlar ne ise, bugün yine Cizre’de yaşanalar da odur, vahşettir!
 
Sahi çok bi farkı var mı Cizre’de silahlı milislerle birlikte sivilleri katledenlerle, hedefimiz güvenlik güçleri diyip “yanlışlıkla(!)” sivilleri de öldürenlerin?
 
Bir taraftan “Bıçak kemiğe dayandı”, “Terör örgütüne ağır darbe indirildi”, “Kökünü kazıyacağız” nidalarıyla halkı kandıran, askerler, polisler ölürken kendi korunaklı alanlarında habire savaşın ateşine odun atanlar…
 
Diğer taraftan ise Cizre yanarken, bombalanırken “Cizre’ye gidiyoruz” diye peşine yüzlerce araçlık konvoyu, binlerce insanı takıp şehrin girişinde asker durdurunca basın açıklaması yapıp dönen milletvekilleri… Sonra “Sur’a yürüyoruz” diyerek binlerce insanı toplayan, ardından da insanlar canlarını riske atarken kendileri oturup çay içen milletvekilleri, parti yöneticileri… Ya da sürekli tehditler savuran örgüt liderleri!
 
Siz bakmayın partilerin reel politika ile şekillenmiş yarım-yamalak açıklamalarına, cılız kalmış, cılız bırakılmış barış söylemlerine ya da devletin onlarca yıldır attığı içi boş nutuklara ya da bahanelerle örülmüş örgüt açıklamalarına… Biz politikacı değiliz, oy kaygımız, denge problemimiz yok; biz devletin biat etmiş kulları ya da örgütlerin militanları değiliz…
 
Biz sıradan insanlarız, sıradan basit insanlar sadece!
 
Bu sürekli yeni ölümleri getiren, bir sonraki operasyon veye saldırıları daha da kanlı olmaya iten karşılıklı vahşet son bulmalı artık. Bir son bulmalı!

Diyarbakır'da, bir taksicinin dediğidir… from KAZIM KIZIL on Vimeo.