Posted On 29 Eylül 2016 By In Ka'ralamalar With 9238 Views

“Babanız sizi sevdi de ne oldu? Korkak, kör ve bok gibisiniz!”

Üniversite zamanlarında sınıfta kalınca perküsyona başlamıştım. Sonra bir grup kurduk hatta. İsmi Mine’l Aşk… O zamanlar romantik çocuklarız tabii. Neyse efendim, sağda solda çalmaya başladık. Bir yanda barlarda, açılışlarda üç-beş bi’şey kazanıyorduk; öte taraftan çocuk cezaevlerinde ya da engellilerin toplantılarında ücretsiz çalıp hep beraber eğleniyorduk. Dünyayı kurtarmıyorduk ama, iyiydik yani…

Bir ara İzmir Caz Festivali’ndeki workshop’a katıldım. Yunan bir cazcı gelmişti; Nikos Toiliatos’tu sanırım ismi, yanlış hatırlamıyorsam. Neyse atölye yaptık bir kaç gün. Aramızdan bir kaç kişiyi seçti, onun konserinde çalmamız için. (Ben İzmir Caz Festivali’nde çalmış adamım, dikkatinizi çekerim! 🙂 )

Neyse çaldık konserde, sonra ordaki arkadaşlardan biri bi perküsyon grubu kuralım deyince tamam dedik. (Üniversite öğrencisiyiz, durumlar sıkışık o zamanlar, bir kaç kuruş bir şeyler kazanmak fena olmazdı.) Sonraki toplanmamızda arkadaş “iş çıktı, bir siyasi partinin kadın kollarının toplantısında çalacağız” dedi. “Ben çalmam orda” dedim. “Ya AKP değil, CHP’nin toplantısı bu” dedi.” Her ne toplantıysa artık, çalmam ben” dedim. Sanat hiçbir şekilde hiçbir iktidarla (CHP İzmir’de iktidardır mesela) uzlaşmamalı felsefesindeyim o zamanlar, hala olduğu gibi. “Ne haliniz varsa görün” deyip grubu da bıraktım.

Şimdi #RedHack’in ele geçirip yayınladığı Berat Albayrak’a ait maillerde muhalif sandığımız baĞzı gazetecilerin iktidarla ne tür ilişkiler içerisinde olduğu ortaya çıktığını görünce aklıma geldi, yazayım dedim. (Önemli olduğundan yazmadım, yazmayı sevdiğimden daha çok.)

RedHack’in belgelerinde neler yok ki? Gazetecilerin, otellerde bakanlarla gizli toplantılarda hükümete Kürtlerle ilgili akıl vermeler mi dersiniz, genel yayın yönetmenlerinin nasıl seçildiğini mi, Bodrum’da akşam yemekleri mi istersiniz, yemeklerde Erdoğan hayranlığı demeçleri mi…vs…vs…vs. Ne ararsan var!

Ki bunlar “yandaş” tabir ettiğimiz gazeteciler değil, köşe yazılarını okuduğumuz, programlarını dinlediğimiz, twitlerini takip ettiğimiz sözde muhalif kimseler… (Ayrıntılı bilgi için: http://bit.ly/2dssqmP ve http://bit.ly/2dsGsAu adreslerine bakabiliriniz.)

Sosyal medya çalkalanıyor, ama bunlardan en ufak bir açıklama, bir yalanlama bile gelmiyor. Susuyorlar, köşelerine çekilip uzaktan bakıyorlar, görmemiş gibi yapıyorlar, hemen gündem değişsin ve unutulsun diye gün sayıyorlar belli ki…

Ulan yazık be! Elbet hepimizin çelişkileri var, eksikleri, günahları, yanlışları filan… Amenna… Lakin iktidar yalakalığı yapmak nedir? Gizli toplantılarda akıl vermek, ortamlarda muhalif görünüp kapı arkalarında yarandıkça yaranmak… Ülkede onlarca gazeteci içeride, onlarcası tehditlere, baskılara karşı gerçeğin sadece gerçeğin peşinden gitmeye devam ediyorlar. Gazeteleri basılıyor, sansüre uğruyor, kapatılıyor; kanalları en ağır koşullarda varlık mücadelesi veriyor (-ki bugün bile bir çoğu kapatıldı), dövülüyor, işkence görüyor, davalarla, hapis cezalarıyla boğuşuyor.

Onların iş bilmediğini, gerçekçi olmadığını mı düşünüyorsunuz? Onların sizin kadar akıllı olmadığını mı sanıyorsunuz? 

Sizler tıpkı birkaç AKP belediyesinde konser kapacağız diye girmediği kılık kalmayan sözde sanatçı takımı gibisiniz… Bir parmak iktidar, biraz para için girmeyeceğiniz kılık kalmamış!

Hayal kırıklığısınız, iğrenç ve mide bulandırıcısınız. Siz saygıyla değil lanetle anılacak olanlarsınız!

Perihan Mağden’in şiirindeki gibi:

“Ön kapıdan ve sırayla
Buyrun kibar hanımlar beyler
Babanız sizi sevdi de ne oldu?
Korkak, kör ve bok gibisiniz.”